Gastro-Özafageal Reflü Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır ?

Gastroözefagial reflü hastalığının günümüzdeki en uygun tedavisi Nissen ameliyatıdır.

1. Gastro-özafageal reflü hastalarının kesin tedavisi ameliyatttır,

2. Günümüzde fıtıklar,yemek borusu,mide,safra kesesi,karaciğer,pankreas,apendiks,ince barsak ve kalın barsağın birçok hastalığı laparoskopik olarak tedavi edilmektedir. Laparoskopik Gastro-özafageal reflü ameliyatı hastanın karnına yapılan çok küçük 4 kesiden içeriye sokulan çapları 0.5-1 cm arasında değişen borucuklar yardımı ile yapılır,

3. Gastro-özafageal reflü hastalığının tedavisinde laparoskopik ameliyat deneyimli ellerde güvenilir bir işlemdir. Hastalar laparoskopik ameliyat sonrası çok daha az ağrı duyar,hastanede daha kısa süre yatar ve kısa bir süre içinde normal yaşantılarına dönerler. Kozmetik görüntü mükemmeldir.

Gastro-özafageal reflü hastalığının tedavisi nasıl yapılır ?

Gastroözefagial reflü hastalığının günümüzdeki en uygun tedavisi Nissen ameliyatıdır. Nissen ameliyatında midenin üst kısmı (mide fundusu) yemek borusu etrafına sarılır. Bunu klasik açık ameliyatta yapma için karının üst bölümünde 20-25 cm kesi yapmak gerekir. Bu konuda ki çağdaş yaklaşım Nissen ameliyatının laparoskopik yapılmasıdır.

Neden kapalı ameliyat tercih edilmeli?

1. Hasta daha az ağrı çeker,hastanede daha kısa süre yatar ve normal yaşantısına hızla döner.

Kapalı ameliyat sonrası hastanede geçen ilk günler

Klasik açık ameliyatlar sonrası ilk günlerde hastaların en çok sıkıntı duyduğu şey ameliyat yerindeki ağrı ve kısıtlamalar nedeni ile yataktan çıkamamaktır.

Laparoskopik ameliyatta erken beslenmeye başlanır,ağrısı az olduğu için kendisini çok daha iyi hisseder ve kısıtlama getirilmeyeceği için günlük hareketlerine daha erken başlar (oda içinde dolaşabilir,ziyaretçilerini koltuğunda oturarak karşılayabilir gibi).

Hastanede yatış süresi ve nekahat dönemi

Klasik açık cerrahide hastalar ameliyat sonrası ciddi bir ağrı duyar,hastanın uzun bir süre ağrı kesici kullanması gerekir,hastanede daha uzun süreli yatmaları gerekir ve normal günlük yaşantılarına dönmeleri genellikle birkaç haftayı bulur.

Laparoskopik ameliyatlarda ise hasta daha erken hastaneden taburcu edilir. Ameliyattan sonraki 7-10. günler arasında kontrole çağrılır. Çoğu hasta kısa bir süre sonunda normal yaşantısına ve işine dönebilir.

2. Günlük yaşamla ilgili kısıtlamalar yoktur.

Laparoskopik ameliyatların önemli avantajlarından biri de hastaya herhangi bir kısıtlanma konmamasıdır. Klasik açık cerrahide ameliyat sonrası ilk günlerde daha da çok olmak üzere hastaya hareketlerini kontrol altına almasını sağlayacak bir takım kısıtlamalar getirilir. Ağır kaldırmama,çok merdiven çıkmama,yataktan dikkatli kalkma…gibi. Bu tür kısıtlamalardaki amaç fıtığın yeniden tekrarlaması gibi istenmeyen durumlardan kaçınabilmektir. Hastanın işi güç gerektiriyor ise (sporcu,işçi gibi) bu süre birkaç aya kadar uzatılır.

Laparoskopik ameliyattan sonra ise daha ilk günden başlanarak hasta istediği ve tolere edebildiği her şeyi yapabilir. İşine dönebilir,çocuğunu veya torununu kucaklayıp kaldırabilir,spor yapabilir,normal cinsel yaşantısına dönebilir gibi.

3. Estetik görünüm mükemmeldir.

Klasik açık ameliyatlardan sonra hastanın karnında 20-30 cm arasında değişen bir ameliyat izi kalır. Laparoskopik ameliyat sonrası ise hastanın karnının görünümü fazla değişmez. Karnın görünümü estetik olarak mükemmeldir..

4. Yeniden fıtık oluşma riski çok azdır. Yapışıklık riski daha azdır.

Klasik açık cerrahide hastaların bir kısmında bir süre sonra ameliyat yerinde fıtık oluşur ve hasta bu nedenle ikinci bir ameliyat olmak zorunda kalır. Kapalı ameliyatlardan sonra fıtık oluşma riski çok azdır.

Açık ameliyatlar sonrası bir diğer sorun karın içinde oluşan yapışıklıklardır. Bu yapışıklıklar bazı hastalarda barsak tıkanıklığına yol açar ve hastanın bu nedenle ameliyat edilmesi gerekir. Kapalı ameliyat sonrası yapışıklık riski çok daha azdır.

Sonraki

Elle Uygulanan Mucize

Önceki

Kalp Sağlığınızı Tehdit Eden Unsurlar

Yorumlar