Grip misiniz? Nezle mi?

İnsan vücudunun sıcaklık değişimlerine ve yeni koşullara uyum sağlaması için 2-4 hafta arasında bir süreye ihtiyacı vardır. Bu da sadece yumuşak mevsim geçişleriyle mümkündür.

Günümüzde küresel ısınma nedeniyle havaların aniden ısınıp soğuması ile ortaya çıkan kısa sürede gerçekleşen sıcaklık değişimleri,vücudun adaptasyonunu da zorlaştırmakta ve vücudun strese girip savunma sisteminin zayıflamasına neden olmaktadır. Bu durum da,enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlara eğilim artmakta,metabolizma olumsuz etkilenip mikroplar kolayca vücuda girebilmektedir. Bu mevsimde iklimsel,sosyal ve fiziksel değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan veya sıklığı artan hastalıkların çoğu "enfeksiyon"yani "mikrobik"hastalıklar olup havanın soğuması,hava kirliliğinin artması,toplu ve sıkışık ortamlarda yaşanması nedeniyle kış aylarında görülme sıklıkları artmaktadır.

Birçoğumuz aynı hastalığın farklı safhaları zannetsek de nezle ve grip birbirinden tamamen farklı hastalıklardır.

Soğuk Algınlığı (Nezle)
Virüs denilen çok küçük mikroplarla oluşan ve en sık görülen kış hastalığıdır. 100'den fazla çeşit virüs bu grup hastalığa neden olur. Mikrop vücuda girdikten birkaç gün sonra hastalık belirtileri başlar. Burun deliklerinin üst bölümünde ve genizde kuruluk,yanma hissi,kaşıntı,hapşırma ile başlayıp,çok geçmeden sulu ve saydam,daha sonra sarımsı ve koyu kıvamlı olabilen burun akıntısı,koku ve tat duyusunda azalma görülür. Burun mukozasındaki şişmeye bağlı olarak burun tıkanıklığı gelişebilir. Halsizlik,ürperme,baş ve kas ağrılarına nadiren 38 C'yi geçen ateş eşlik edebilir. Solunum yollarındaki örselenmeye bağlı olarak göğüsle yanma hissi ve kuru öksürük görülebilir. Genellikle ateş birkaç gün içinde düşerken tam iyileşme için geçen süre de 1 haftayı pek aşmaz.

Hastalık hasta kişinin öksürük ve aksırık yoluyla çevreye yaydığı damlacıklar aracılığıyla bulaşır ancak gözden kaçan önemli bir bulaşma yolu da kirli ellerdir. Ağız ve burun salgılarının bulaştığı ellerle başka kişilere veya eşyalara temas sonucu mikroplar kişiden kişiye kolayca bulaşır.
Hastalığın ilk gününde soğuk algınlığını bulaştırma olasılığı çok daha yüksektir. Soğuk algınlığı iyileştikten sonra virüse özgü bağışıklık kazanılır ancak soğuk algınlığına yol açan çok sayıda virüs olduğundan,aynı kişi yıl boyunca farklı virüslerle birkaç kez soğuk algınlığına yakalanabilir.

Bileşiminde burun tıkanıklığını gideren,burun salgısını azaltan,ağrı,kesici ve ateş düşürücü maddelerin bulunduğu ilaçlar hastanın şikayetlerini hafifletir. Ateşin 4 günden fazla sürmesi,öksürükle birlikte sarı-yeşil renkli balgam çıkarılması ve kanda akyuvar hücrelerinin artışı,hastalığa bakterilerin eklendiğini düşündürür. Tedavide,ikincil bakteri enfeksiyonları eklenmedikçe,virüslere etkili olmadığı için antibiyotiklerin yeri yoktur.

Grip
İnfluenza virüslerinin etken olduğu,ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen,bulaşıcı bir solunum sistemi hastalığıdır. Fakat üst solunum yolu belirtileriyle başladığı ve çoğunlukla daha hafif bir tablo olan nezle ile karıştırıldığı için toplumca yeteri kadar önemsenmemektedir.
Hastalık yüksek ateş,kas ağrıları,baş ağrısı,halsizlik,kuru öksürük,boğaz ağrısı ve burun tıkanıklığı-akıntısı ile başlar. Normal seyrinde belirtiler 1-2 hafta içinde iyileşmekle birlikte yorgunluk yakınması 2-3 hafta boyunca devam edebilir. Fakat yaşlı,çocuk ve ek hastalığı olanlarda şiddetli hastalık gelişebilir. Ayrıca şeker hastalığı,kalp ve kronik akciğer hastalığı olanlarda bu hastalıkları alevlendirip kötüleştirebilir.

Bulaşma yolu açısından nezle ile benzerlik gösterir. Bulaştırıcılık,hastalık belirtileri başlamadan 1 gün öncesinden,belirtiler başladıktan 5-7 gün sonrasına kadara devam eder.
Hastalığın toplumda yayılmasını önlemek ve risk grubu olarak adlandırılan kişileri korumak için her yıl grip aşısı olunması önerilmektedir. Aşı her yıl Dünya Sağlık Örgütü ve Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu önerilerine göre,bir önceki yıl hastalığa en çok neden plan 3 virüs türünü içerecek şekilde hazırlanır. Bu nedenle her yıl yeniden aşı olmak gerekir. Eylül-aralık ayları arasında uygulanan tek doz aşı erişkinlerde ortalama aşıdan 2 hafta sonra başlayan,yüzde 70-90 oranında koruyuculuk sağlar. 6 aydan itibaren çocuklarda 9 yaşına kadar olan grupta ilk kez aşılama yapılıyorsa 1 ay sonra ikinci doz aşının yapılması önerilmektedir. Aşıya bağlı en sık karşılaşılan yan etkiler enjeksiyon yerinde 1-2 gün süren kızarıklık,şişlik,hassasiyet,kısa süreli ateş ve kırıklıktır.

Her iki enfeksiyondan korunma amacıyla alınabilecek önlemler ise ortak olup hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak,hastayken mümkün olduğunca evden çıkmamak,öksürüp hapşırırken ağız ve burnu kâğıt mendil ile kapatmak,sıkça su ve sabunla veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla el temizliği sağlamak yanı sıra yeterli süre uyumak,egzersiz yapmak,bol sıvı almak ve taze meyve sebze ağırlıklı,dengeli bir diyet tüketmek gibi sağlıklı yaşama kurallarına uymak olmalıdır.
Sonraki

Elle Uygulanan Mucize

Önceki

Kalp Sağlığınızı Tehdit Eden Unsurlar

Yorumlar