Peritoneal Diyaliz Nedir?

Peritoneal diyaliz, böbrekler görevini yeterince yerine getiremediğinde kandaki atık maddelerin atıldığı bir yöntemdir.

Peritoneal diyaliz sırasında abdominal çizgideki kan damarları (periton), peritoneal boşluğa girip çıkan sıvının (diyalizat) yardımıyla böbreklerin yerine geçer.

Peritoneal diyaliz daha yaygın olarak kullanılan bir kan filtreleme yöntemi olarak hemodiyalizden farklıdır. Peritoneal diyaliz sayesinde evde, işte veya seyahat sırasında kendi kendinize tedavi uygulayabilirsiniz. Hemodiyalize oranla daha az ilaç kullanma ve daha az kısıtlanmış bir diyet söz konusudur.

Peritoneal diyaliz böbrek yetmezliği olan herkes için uygun değildir. Kendiniz veya ilgilenecek başka biri tarafından el becerisi ve yetisi gerekir.

Neden Yapılır?

Peritoneal diyaliz böbrek nakli mümkün olana kadar  böbrek yetmezliğiyle başa çıkmak için uygulanabilir. Böbrek yetmezliğine; uzun bir süreçte böbrek hasarına yol açan kronik bir hastalık yol açar. Bbrek yetmezliğinin çeşitli sebepleri:

  • Diyabet
  • Yüksek kan basıncı (hipertansiyon)
  • Böbrek inflamasyonu (glomerülonefrit)
  • Böbrekte multipl kist (polikistik böbrek hastalığı)

Doktorunuz belirli faktörlere dayanarak hangi diyaliz türünün sizin için en uygun olduğuna ve ne zaman başlamanız gerektiğine karar verir:

  • Genel sağlık
  • Böbrek fonksiyonu
  • Kişisel tercihler
  • Ev durumu

Şu durumlarda peritoneal diyaliz daha iyi bir seçenek olabilir:

  • Hemodiyalizle birlikte gelen hızlı sıvı değişim dengelerini tolere edemiyorsanız. Hemodiyaliz sırasında kan bir makineye pompalanır, filtrelenir ve tekrar vücuda döner.
  • Günlük aktivitelerin sekteye uğramasını minimuma indirmek, daha kolay bir şekilde çalışmak veya seyahat etmek istiyorsanız

Şu durumlarda peritoneal diyaliz işe yaramayabilir:

  • Karın bölgesinde büyük kapsamlı cerrahi yaralar
  • Büyük bir abdominal fıtık
  • Kendinize bakmanız için kısıtlı yetiniz varsa veya evde bakımınızı sağlayacak kişi yoksa
  • İnflamatuvar bağırsak hastalığı veya sık sık divertikülit nöbetleri

Riskleri Nelerdir?

Diyaliz ihtiyacı duyan çoğu kişi böbrek hastalığına yol açan hastalıklar ve böbrek hastalığının kendisi de dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunlarıyla yüzleşebilir. Diyaliz çoğu kişide yaşam ömrünü uzatır fakat prosedür uygulanan kişiler genel nüfusa oranla daha kısa bir yaşam sürmektedir.

Prosedürün ana başlıca komplikasyonları:

  • Enfeksiyonlar. En yaygın komplikasyon peritonda meydana gelen enfeksiyonlardır. Ayrıca kateterin takıldığı bölgede de enfeksiyonlar oluşabilir.
  • Kilo alma. Kanın temizlenmesi için kullanılan sıvı şeker (dektroz) içerir. Diyalizat olarak bilinen bu sıvının bir kısmının emilimiyle her gün yüzlerce kalori alabilirsiniz. Bunun sonucunda kilo alma durumu meydana gelebilir. Ayrıca ekstra kaloriler, özellikle diyabet durumunda yüksek kan şekerine yol açabilir.
  • Abdominal kasların zayıflaması (fıtık). Sıvının karında uzun süre tutulması karın kaslarını gerebilir.

Nasıl Hazırlanılır?

Prosedür öncesinde içeriği ve ekipmanların nasıl kullanılacağı hakkında eğitim verilecektir. Ayrıca diyaliz solüsyonunu taşıyan uzun, yumuşak plastik tüp; kateterin takılması için bir operasyon uygulanır. Cerrahi işlem için genel veya lokal anestezi uygulanabilir. Cerrahlar kateteri genellikle göbek deliğine yakın bir yere yerleştirir.

Doktorunuz muhtemelen kateter bölgesinin iyileşmesi için tedaviye başlamadan önce en az 2 hafta beklemenizi önerecektir.

Karşılaşabileceğiniz Durumlar

Steril bir temizleme solüsyonu kateter yoluyla karın bölgesine gider ve belirli bir süre burada kalır. Bu süreç bekletme süresi olarak bilinir. Bekletme süresi boyunca kandaki atık, kimyasal, ekstra sıvılar abdominal boşluktaki kan damarları yoluyla diyaliz solüsyonuna gider. Solüsyon, peritoneumdaki atık ve ekstra sıvıyı karın bölgesine çeken bir şeker içerir. Solüsyon verildiğinde karın bölgesinde doluluk hissedebilirsiniz fakat genellikle rahatsızlık hissi vermez.

Bekletme süresi tamamlandığında solüsyon atık ürünleriyle birlikte ve ekstra sıvı steril bir toplama torbasına alınır. Karın bölgesinde doldurma ve çekme işlemi değişim olarak adlandırılır.

Farklı peritoneal diyaliz yöntemleri farklı günlük değişim programlarına sahiptir. 2 ana program; sürekli ambulatuar peritoneal diyaliz (CAPD) ve sürekli periyodik peritoneal diyalizdir. Bazı kişilerde bu iki yöntemin kombinasyonu uygulanır.

Sürekli ambulatuar peritoneal diyaliz

Bu diyaliz yönteminde karın diyalize sıvıyla doldurulur, sıvı karın bölgesinde bekletilir ve daha sonra sıvı çekilir. Günde 3-4 değişim gerekli olabilir ve bunlardan biri uyku esnasında daha uzun bekletme süresine sahip olabilir. Değişimleri evde, işte veya herhangi bir temiz mekanda gerçekleştirebilirsiniz. Değişimler arasında bekletme süresi boyunca gündelik işlerinize devam edebilirsiniz.

Sürekli periyodik peritoneal diyaliz

Aynı zamanda otomatik peritoneal diyaliz denilen bu yöntemde otomatik döngüleyici denilen bir makine uyku sırasında 3-5 aralığında değişim gerçekleştirir. Döngüleyici otomatik olarak karnı diyaliz solüsyonuyla doldurur, sıvıyı bekletir ve daha sonra sabah saatlerinde boşalttığınız drenaj torbasına toplar. Bu işlem size gün boyunca esneklik kazandırır fakat gece 10-12 saat boyunca makineye bağlı kalmanız gerekir. Sabah, bekletme süresi tüm gün süren bir değişime başlarsınız. Gün boyunca makineye bağlı kalmanız gerekmemektedir.

Hangi peritoneaş diyalizin sizin için en iyi seçenek olduğu yaşam biçimi, kişisel tercih ve medikal durumlara bağlıdır. Ayrıca, iki yöntemi birleştirerek programınızı özelleştirebilirsiniz. Örneğin, CCPD kullanıyorsanız daha fazlı atık atılması ve çok fazla sıvı emilimini engellemek için öğleden sonra ekstradan bir değişim uygulayabilirsiniz.

Sonuçlar

Birçok faktör peritoneal diyalizin başarısını etkilemektedir. Bu faktörler:

  • Bedeniniz
  • Peritonun atıkları filtreleme hızı (peritoneal taşınım hızı)
  • Kullanılan diyaliz solüsyon miktarı (dolum hacmi)
  • Günlük değişim sayısı
  • Bekletme sürelerinin uzunluğu
  • Diyaliz solüsyonunda şekerin konsantrasyonu (dekstroz)

Doktorunuz, diyalizin yeterli miktarda atık ürünü attığını kontrol etmek için bir dizi testler uygulayacaktır. Diyalizin ilk haftalarında bu testler diyalizin yeterli miktar veya dozda olup olmadığını belirler.

  • Peritoneal ekilibrasyon testi (PET). Bu testle kullanılmış bir paket diyaliz solüsyonunda ne kadar şekerin emildiği ölçülür. Ayrıca, 4 saatlik değişimden sonra üre ve kreatinin atıklarından ne kadarının solüsyonda olduğu hesaplanır.
  • Klerans testi. Kullanılan diyaliz solüsyon ve venöz kan örnekleri solüsyondaki ve kandaki üre miktarlarının karşılaştırılması için toplanır. Hala üre üretiyorsanız doktorunuz üre konsantrasyonunu ölçmek için aynı zamanda idrar örneği alabilir.

Test sonuçları diyalizin yeterli miktarda atık çıkarmadığını gösteriyorsa doktorunuz diyaliz rutinini değiştirebilir. Bu durumda değişim sayısı, solüsyon miktarı ve her solüsyondaki dektroz konsantrasyonu artırılabilir.

Düşük sodyum ve fosfor içeren besinler yiyerek diyaliz sonuçlarını daha iyi hale getirebilirsiniz. Bir diyetisyen, kilo, kişisel tercihler, kalan böbrek fonksiyonu ve diyabet ya da yüksek kan basıncı gibi medikal sorunlara bağlı olarak bireysel bir diyet programı hazırlamanıza yardımcı olabilir.

İlaçları reçete ile söylendiği şekilde kullanmak da büyük önem taşır. Peritoneal diyaliz yapılırken bir taraftan da kan basıncının kontrol edilmesi, kırmızı kan hücre üretiminin teşvik edilmesi, belirli nütrient seviyelerinin kontrol edilmesi ve kanda fosfor birikiminin önlenmesi için ilaç kullanımı gerekmektedir. 

Sonraki

Prostat Biyopsisi Nedir?

Önceki

Kalp Sağlığınızı Tehdit Eden Unsurlar

Yorumlar